|
|
Felsefe çoklukların kuramıdır. Her çokluk gerçel ve görcül öğelerden müteşekkildir. Saf gerçel nesneler varolmaz. Her gerçel kendisini bir görcül imgeler bulutuyla sarmalar. |
Görüldüğü gibi evrim denen teori kendi içinde bile tutarsız konuşma çizgilerine uğramaktadır. Bu da gösteriyor ki yüzün yüz ihtimali bu bir teori değil resmen bir cinali öyküsüdür. |
|
|
|
|
|
|
Kralların kölesi veya soytarısı olmaktan öte bir nedeni ve anlamı olmalı hayatının. Karşılaştığın her hayata dönük bir sorumluluktur senin hayatının en temel bedeli. |
Ben mutsuz kişiyim, size yüzümü getirdim bu anlamda
Nasıl seğirttim işte, kızmayın işte, dün o hekim dedi ki
Dönünce birden yüzüme, yüzümün bu en yitik çağma |
|
|
|
|
|
|
darek dişxule di bîrê de | darek ducan, durû | di her rûkê de rûkek... |
"Bilimsel gerçek" sözüne kesin bir anlam vermek kolay değildir. "Gerçek" sözü böylece, kişisel deney için başka, matematik bir önerme için başka, ya da bir tabiat bilimi teorisi için başkadır. |
|
|
|
|
|
|
Septisizm, İdealizm gibi Epistemik Ekoller Arasında Felsefi İnceleme ve "Kendinde Şey"i Bilmede Algının Rolü Üzerine... |
Evrene bakınca bir düzen/tasarımcı görürüz ve bu düzen bizi bir tanrı inancına götürür. Deizme göre tanrı vardır. Deizm tanrı tarafından gönderildi diye inanılan dinleri reddeder. |
|
|
|
|
|
|
Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim (Otonom) kitabında, İtalyan feminist Silvia Federici, cadı katliamlarını kadınları evcilleştiren [eve hapseden], onlara işgücünün yeniden üretimini karşılıksız bir angarya olarak dayatan bir kapitalist sistemin temeli olarak değerlendiriyor. Federici, yeniden üretim işinin bu gelişme şeklinde, kadın hareketi için merkezi bir mücadele alanı görüyor. |
Bilir ki tutkunun zincirine sarılmış el sızının eğimini. Ne zaman kendi ekseninde dönse, hüzünlü bir avluya saygıyla iliştiğini hatırlar. |
|
|
|
|